| |
|
 |
Avrupa’da yaşanan ekonomik krizin, Türk sigorta sektörünü de etkileyeceğini söyleyen Allianz Sigorta CEO’su Alexander Ankel, “Yaşanacak tüm zorluklara rağmen, sektör büyümesini sürdürecek” dedi.
|
Kriz dönemleri hariç tutulduğunda her yıl reel olarak büyüyen Türk sigorta sektörü, 2011 yılında oldukça iyi bir performans sergiledi. Prim üretimi nominal olarak yüzde 20’nin üzerinde artan sektörde büyüme hızı da bir anlamda 2007-2008 küresel krizi öncesine döndü. Sektörün, bu yıl aynı başarıyı tekrar edip etmeyeceği ise büyük bir soru işareti. 2012’nin geçen yıldan farklı olarak özellikle yurtdışı kaynaklı büyük belirsizliklerle dolu bir yıl olduğunu vurgulamak gerekiyor. Bunun da temel nedeni, Avrupa’da süren ekonomik kriz.
Hatta, işler öyle bir noktaya vardı ki son günlerde krizin sonucu olarak Euro Bölgesi’nin (Euro Zone) parçalanacağı senaryoları bile üretilmeye başlandı. Kriz yanında, Orta Vadeli Ekonomik Program’da da yer aldığı gibi Türkiye ekonomisinin büyüme hızının bu yıl düşecek olması da ekonomik büyümeye endeksli bir sektör olan sigorta sektörünü olumsuz etkileyecek. SİGORTALI’nın bu ayki kapak konuğu Allianz Türkiye CEO’su Alexander Ankel. Kendisiyle Avrupa’daki ekonomik kriz, Türk sigorta sektörüne olası etkileri ve Allianz Sigorta konularında söyleştik.
Düşük tüketim iyi haber değil Ankel, Avrupa’daki ekonomik krizin, Türkiye ekonomisi ve Türk sigorta sektörünü de etkileyeceği düşüncesinde. “Türkiye, belki AB’nin bir parçası değil. Ancak, global ekonominin bir parçası. Bu nedenle krizin, Türkiye’yi de etkileyeceğini düşünüyorum. 2011 zor bir yıldı. Ancak, Türk sigorta sektöründe 2012 yılı çok daha zor bir yıl olacak” diyor Ankel. 2012 yılında yurtiçindeki bankaların, yurtdışındaki diğer bankalardan borç almasının zorlaşacağını belirten Ankel, bu durumun tüketicilerin de bankalardan kredi almalarını olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyor. Ankel, bunun sonucunda ortaya çıkacak “düşük tüketim”in sigorta sektörü açısından iyi bir haber olmadığını vurguluyor. Ayrıca, Özel Tüketim Vergisi’ndeki (ÖTV) artışın, sigorta sektöründe motor branşını da yavaşlatacağını ifade eden Ankel, 2012’de trafik sigortasında fiyatların artmasını beklediğini söylüyor. Ankel, tüm bunlara karşın sektör açısından çok da ümitsiz değil.
Endüstriyel ve kurumsal sigortaların bu yıl da iyi olmayı sürdüreceğini ifade eden Ankel, ayrıca hayat ve emeklilik branşının da 2012 yılında hızlı büyümeyi sürdüreceğini söylüyor. Türkiye’de tüketicinin almak zorunda olduğunu hissettiği bir ürün olduğu için sağlık sigortalarının da bu yıl büyümek zorunda olduğunu vurgulayan Ankel, “Ancak medikal enflasyondan dolayı, bu branşta fiyatlar giderek artacak; bu tükecinin ödeyeceği prime de yansıyacak” diyor.
Euro Bölgesi parçalanmaz Ankel’e Euro Bölgesi’ni de yakından tanıyan bir yönetici olduğu için “Euro Bölgesi parçalanacak mı?” sorusunu soruyoruz. Ankel, bu sorumuza çok kısa olarak, “Kişisel görüşüm, Euro Bölgesi parçalanmaz” yanıtını veriyor. Türk sigorta sektöründe, 2011’in ilk 9 ayındaki kâr rakamlarını da değerlendiren Ankel, hayat dışı sektörün teknik karlılığının (underwriting profit) olmadığını belirterek, bilanço karlılığında ise “yatırım gelirleri”nin önemli bir rol oynadığını söylüyor. 2011 yılı 3.çeyrekte yatırım gelirlerinin 660 milyon TL olduğunu belirten Ankel, “Yatırım gelirlerini hariç tuttuğumuzda hayat dışında sektör 615 milyon TL zararda. Sektörün 3. çeyrekte vergi sonrası kârı ise – 25 milyon TL” diyor. Sigorta şirketleri üzerinde kârlılık açısından bir baskı olduğunu belirten Ankel, “3.çeyrek sonuçlarına bakıldığında daha önce kârlılık açısından ilk sıralarda yer alan şirketlerin artık üst sıralarda olmadığını görüyorsunuz. Sektördeki şirketlerin teknik kârlılığı artıracak gerekli disiplini göstermesi gerekli” diyor.
Timsah gözyaşı dökenler var Ankel, bazı sektör temsilcilerinin yakındığı ve Hazine’nin şirketlerin kârları üzerinde etkili olan karşılıklarla ilgili düzenlemelerini de olumlu karşılıyor. Güçlü regülatörlerin güçlü pazarı oluşturduğunu ifade eden Ankel, şunları söylüyor: “Yapılan düzenlemeler, daha önceleri daha düşük karşılıklarla daha yüksek kârlar elde eden bazı sigorta şirketleri üzerinde baskı yaratıyorsa düzenlemelerden şikayet eden bu şirketlerin ‘timsah gözyaşları’ döktüğünü söyleyebilirim. Sektörün daha şeffaf ve güçlü olması çok önemli. 70’in üzerinde ülkede faaliyet gösteren Allianz da düzenleyici kurumların bu çerçeveyi oluşturması için destek veriyor.”
Şirketler yol ayrımında Ankel’e göre, 2011 yılı üçüncü çeyrek sonuçlarından sonra hayat dışı branştaki şirketler artık bir yol ayrımında. Şirketlerin önünde iki seçeneğin olduğuna ve şirketlerin artık bir karar vermeleri gerektiğine dikkat çeken Ankel’e göre, şirketler, ya pazar payını artırmak için sağlıksız ortamda rekabet etmeyi sürdürecek ya da sürdürülebilir ve kârlı büyüme için teknik kârlılığa (underwriting profit) önem verecek. Ankel, Allianz Sigorta’nın da bunlardan ikincisini yani sürdürülebilir kârlı büyümeyi tercih ettiğini söylüyor. Allianz Sigorta, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin (TSRŞB) verilerine göre, hayat dışı sektörde yaklaşık yüzde 8 pazar payıyla 3. sırada yer alıyor. Ankel’e “hayat dışında ilk 2 sırada yer alma hedefiniz var mı?” diye sorduğumuzda Ankel, “ilk 2’de olmak, bizim stratejik bir hedefimiz değil. Ancak, sürdürülebilir büyümenin bir sonucu olarak Allianz’ın, Türkiye’de 1. ya da 2. şirket olacağına inanıyorum. Bunun için de zaman var.” Ankel, Türkiye’de fırsatlara açık olmakla birlikte Allianz’ın, 2012’de Türkiye’de şirket satın alma planlarının ise olmadığını söylüyor. Allianz Hayat ve Emeklilik olarak da sektörde ilk sıralarda yer alan şirketlerle aralarındaki farkı kapatmak için çaba sarf edeceklerini belirten Ankel, “Ancak bu bir banka kanalına sahip olarak olmayacak. Acenteler gibi uzun vadeli ve sürdürülebilir kanalları bulup bunlara yatırım yapacağız. Bu da katılımcılar için uzun vadeli değer yaratacak. Dünyada da acenteleriyle banka kanalına göre daha fazla iş yapan hayat sigortası şirketleri var” diyor.
Allianz acentelerine çok bağlı Allianz Sigorta’nın acentelerine çok bağlı bir şirket olduğunu ifade eden Ankel, Allianz Sigorta’nın dağıtım kanalları içinde acentelerinin sayısını artıracağını söylüyor. Ankel’in verdiği bilgilere göre, şirketin, Türkiye’de toplam acente sayısı ise 1.677. Bunun 889’u ise hayat branşında faaliyet gösteriyor. Allianz Sigorta’nın 2012 yılı sonu hedefi ise 1860 acente sayısına ulaşmak. Banka dağıtım kanalının gelişmesi, brokerlerin de acentelerin işlerinin bir kısmını alması ve internetten poliçe satışının yaygınlaşmasının acenteleri zorlayacağını ifade eden Ankel, “Acentelik, nesli tükenmek üzere olan bir meslek. Bu nedenle acentelerin değişikliklere daha fazla adapte olmaları ve daha profesyonel olmayı öğrenmeleri gerektiğini söylüyor.
Van’da yaşananlar yüreğime dokundu Ankel, Van’da yaşanan depremlerden de çok etkilenmiş. Van’daki depremler sonrası Allianz Sigorta acentelerine yaptığı ziyaretlerde acente sahipleri ve ailelerinin zor durumda olduklarını görmüş ve bu duruma çok üzülmüş. Ankel, duygularını şu sözcüklerle dile getiriyor: “Yaşananlar sonucunda iş yaptığımız insanlarla aramızda güçlü bir bağ olduğunu gördük. O anlar, yüreğime dokundu ve onların zor durumlarını iyileştirme adına beni daha fazla çalışmaya sevk etti. Bu gibi durumlarda Allianz ailesi olarak sadece ürün satmaktan çok daha fazla şey yapabileceğimizi görüyoruz. Allianz Sigorta olarak değer ve güven yaratacak uzun soluklu, sürdürülebilir sosyal sorumluluk projelerinde de yer almayı sürdüreceğiz.” Allianz’ın da desteğiyle ayrıca Van’ın Mollakasım Köyü’ndeki iki binasından biri yıkılan, biri de hasar gören okul binası yeniden yaptırılacak. Bir sınıfı olan okul, iki sınıflık bir okul haline getirilecek. Bir sağlık ocağı inşa edilerek, bir de öğretmenin konaklayacağı bir lojman yapılacak.
Tüketici poliçe almadan önce araştırma yapsın Türk sigorta sektöründe iyi ürün sunan çok sayıda sigorta şirketi olduğunu belirten Ankel, tüketicilere yönelik olarak da şu mesajları veriyor: “Sigorta ürünleri elle tutulur ürünler değil. Ürünlerin değeri de ancak bireyin başına mutlu ya da üzücü bir olay meydana geldiğinde ortaya çıkar. Herhangi bir sigorta poliçesi satın almadan önce tüketicilerin mutlaka araştırma yapmaları ve kendilerini sektördeki ürünler hakkında bilgilendirmeleri gerekli. Sigorta ürününün değerini en iyi şekilde onlara sunabilecek olan sigorta şirketlerini seçmeleri gerekiyor.”
Şirketler maraton koşucusu gibi olmalı Asya, Pasifik ülkelerinde de uzun süre çalışmış olan Ankel, “Son 15 yıldır, hızla büyüyen ekonomilerde çalışıyorum. Dünyada Çin’den sonra en hızlı büyüyen ekonomi olan Türkiye’de çalışmaktan da heyecan duyuyorum” diyor. Şirketler açısından büyümenin ise bir amaç değil, sonuç olması gerektiğini vurgulayan Ankel, “Bazen sektördeki meslektaşlarla konuştuğum zaman büyümenin aslında amaç olduğunu düşünüyorlar. Ancak, önemli olan sürdürülebilir büyüme” diye konuşuyor. Ankel, bütün şirketlerin hızlı (sprinter) koşucudan ziyade maraton koşucusu mantalitesine sahip olması gerektiğini ifade ediyor.
Solvency II ile ilgili masterplan oluşturulması şart Avrupa Birliği (AB) sigorta pazarında 2013 yılında başlaması beklenen yeni sermaye ve mali yeterlilik rejimi Solvency II’ye yönelik olarak Türk sigorta şirketlerinin de hazırlıkları sürüyor. Türkiye’nin global dünyada çok önemli bir yere sahip olduğunu ve sigorta sektörünün de Solvency II dışında bir alternatifinin olmadığını belirten Ankel’e göre, sektörün Solvency II’yi uygulaması için en az bir 10 yıla ihtiyaç var; bunun için Hazine ve sektörün, 10 yıl sonra sektördeki tüm şirketlerin Solvency II düzeyinde olması yönünde ortak bir karara varması ve bunun içinde bir “master plan” geliştirilmesi şart. Ankel, bununla birlikte 10 yıl sonra bile sektördeki şirketlerin yüzde 10-20’sinin Solvency II’ye yeterince hazır hale gelmeyeceğini ileri sürüyor.
Türkiye’de ‘rakı, roka balık’ üçlüsüne tutkun Allianz Sigorta CEO’su Alexander Ankel, Türkiye’de yaşamaktan da çok memnun. “İki yıldır Türkiye’de olmama rağmen sanki uzun yıllardır kendimi burada yaşıyor hissediyorum” diyor Ankel. Türk mutfağına hayran olan Ankel, “rakı, roka, balık” üçlüsüne tutkun. Futbolu da çok seven ve gençken futbol oynadığını söyleyen Ankel, Almanya’da Hamburg’taki St. Pauli takımını destekliyor. Real Madrid’te oynayan Türk asıllı Alman vatandaşı Mesut Özdil’i de çok beğendiğini belirten Ankel, Türkiye’de ise herhangi bir futbol takımını tutmadığını ifade ediyor. |
Kaynak : Tüsaf
|
|
|
|